Bil ki, idareye hâkim olmak büyük bir iştir; adalet ve insafla yapılırsa, Allah’ın yeryüzünde halifeliğidir. Adalet ve insaftan uzak olursa lânetli şeytanın halifeliği olur. Zirâ fesada vesile olan idarecinin zulmünden büyük bir şey yoktur…
…
…Anlatılan adalet de, on kaide ile mümkün olur.
Birinci Kaide:
Her işte kendini memur, başkasını âmir farz etmelidir. Kendi nefsine revâ görmediği bir şeyi hiçbir Müslümana revâ görmemelidir. Eğer revâ görürse din ve hüküm işlerinde aldatma ve hıyanet yapmış olur…
(Peygamber Efendimiz) Yine buyurur ki: “Sabahleyin yerinden kalkınca Allah’ın rızasından başka gayesi olan kimse Allah’ın adamı değildir; Müslümanların işini görmekten, halini düzeltmekten uzak olursa Müslümanlar zümresinden değildir.”
İkinci Kaide:
İş sahiplerinin kapısında beklemelerine aldırmazlık etmemeli, bunun tehlikesinden sakınmalıdır. Çünkü iş görmek bütün nafilelerden üstündür. Bir gün Ömer bin Abdülaziz öğleye kadar Müslümanların işini gördü. Sonra biraz dinlenmek üzere eve gitti. Oğlu: “Baba! Kapında iş sahipleri beklerken ve böylece onların hakkında taksirat yaparken ölmekten korkarım.” dedi. Ömer bu sözü duyunca: “Doğru söyledin oğlum.” dedi ve hemen kalkıp dışarı çıktı.
Üçüncü Kaide:
Nefsî arzulara uyup süslü elbiseler giymemeli, nefis yemekler yemekle meşgul olmamalıdır. Belki her şeyde kanaatkâr olmalıdır. Zira kanaatsiz adalet mümkün olmaz.
Emirü’l-Mü’minin Hazreti Ömer, Selman’a: “Benim hallerimden beğenmediğin ne duyarsın?” diye sordu. Selman: “Duydum ki, iki elbise saklarmışsın: Birini gece ve birini gündüz giyiyormuşsun ve sofrana iki çeşit yemek koyuyormuşsun.” dedi. Ömer: “Bunlardan başka bir şey duydun mu?” dedi. “Hayır.” dedi. Ömer: “Bundan sonra bunlar da olmasın.” dedi.
Dördüncü Kaide:
Bütün işleri elinden geldiği kadar yumuşaklıkla görmeli, sert davranmamalıdır. Peygamber buyurdu: “Emri altındakilere rıfk (güzellikle) davranan âmirlere, kıyamet gününde rıfk ile muamele edilir.”
Halifelerden Hişam bin Abdülmelik, büyük âlimlerden olan Ebû Hazim’e: “Halifelikte kurtuluş çaresi nedir?” diye sordu. Ebû Hazim: “Her ne alırsan helâl yerden al ve her nereye harcarsan yerine ve müstehakına harca.” dedi. Hişam: “Buna kim muktedir olur?” dedi. Ebû Hazim: “Cehennemden kaçıp cennete girmeyi çok seven yapabilir.” dedi.
Beşinci Kaide:
Dinin emrine ve şeriata uygun bir şekilde bütün emrindekileri râzı etmeye çalışmalıdır. … Âmirler huzurlarında kendilerini övmelerine aldanıp hepsini kendisinden râzı ve memnun sanmamalıdır…
Altıncı Kaide:
Şeriata muhalif olan kimsenin rızâsını aramamalıdır. Çünkü şeriata muhalif olanın incinmesi ona zarar vermez… En çok cahil olan insan, insanların rızâsı için Allah’ın rızâsından vazgeçen kimsedir.
Muaviye, Aişe-i Sıddıka’ya mektup yazdı: “Ey Aişe! Bana nasihat et.” dedi. Aişe dedi ki: “Peygamberden duydum, buyurdu ki: ‘İnsanların rızâsını bırakıp Allah’ın rızâsını arayandan hem Allah razı olur, hem de insanları ondan râzı eder. Allah’ın rızâsını bırakıp insanların rızâsını arayandan ne Allah razı olur, ne de insanları ondan râzı eder.’
Yedinci Kaide:
Memlekete hâkim olabilmenin tehlikesi büyüktür. Allah’ın kullarına adalet ve insafla idare etmek hayli güçtür. Bunun hakkını verebilen, ötesinde saadet bulunmayan bir saadete kavuşur. Eğer bunda kusurlu hareket ederse, küfürden sonra daha büyüğü olmayan bir bedbahtlığa düşer.
…
Peygamberimiz buyurdu ki: “İki kişi arasında zulüm ile hüküm eden zâlime Allah’ın lâneti olsun.” Yine buyurdu ki: “Kıyâmet gününde Allah üç kişiye bakmaz; Yalancı sultan, zinâcı ihtiyar ve kibirli fakir.”
Yine buyurdu ki: “Müslümanların idaresi kendisine verilen kimse, onları kendi çoluk çocuğu gibi korumazsa cehennemde yerini hazırlasın.” Yine buyurur ki: “Benim ümmetimden iki sınıf şefaatimden mahrumdur: Biri zâlim sultan, diğeri de dinde aşırı gidip haddi aşan bid’atçidir.” Yine buyurdu ki: “Kıyâmet gününde en şiddetli azab, zâlim sultana olacaktır.”
Peygamber buyurdu ki: “Vay emirlerin haline, vay reislerin haline, vay şehir eminlerinin haline! Onlar kıyamet gününde, dünyada saçlarımızdan göklere asılsaydık da idare işine karışmayaydık diye temenni edecekler. On kişiye reislik yapmış bir kimse yoktur ki, kıyâmet gününde mahşer yerine eli kelepçeli gelmesin. Eğer iyi amel sahibi olursa bırakırlar. Yoksa ikinci bir kelepçe vururlar.”
Hz. Ömer: “Gökler hâkimi olan Allah’tan, vay yeryüzünün hâkimlerinin haline! Ancak insanlara adalet ve insaf ile hüküm edip kimsenin hakkını zayi etmeyen, nefsi arzularıyla hüküm etmeyen, akrabalarını kayırmayan, korku ve ricâ ile doğru yoldan dönmeyenler, belki Allah’ın kitabını ayna yapıp ona bakanlar, onunla hüküm edenler bundan müstesnadır.”
…
Bizans kralı, Hz. Ömer’in hallerini, tavır ve hareketlerini öğrenmek için bir elçi gönderdi. Medine’ye gelince Hz. Ömer’i şehirde bulamadı. Kralınız nerededir? diye sordu. “Bizim kralımız yoktur, halifemiz vardır. Şehir kapısından dışarı çıktı; nereye gittiğini bilmeyiz” dediler.
Elçi dışarı çıktı, onu güneşin sıcağında buldu. Kamçısını başının altına koymuş yerde yatıyor idi ve alnından akan terler yeri ıslatmıştı. Elçi bu hali görünce, kalbi bundan çok etkilendi. “Etrafındaki kralların korkusundan titrediği kimsenin böyle ıssız yerde uyuması, muhakkak adil olup emniyet içinde olduğu içindir. Bizim krallar zalim olduğu için korku içindedirler. İslâm dininin hak olduğuna şahitlik ederim. Eğer elçi olarak gelmemiş olsam, hemen Müslüman olurdum. Fakat üzerime lazım olan hizmeti eda edip yakında döneceğim.” dedi.
Sekizinci Kaide:
Dindar âlimlerin vaaz, nasihat ve üstün sohbetlerine susmalıdır. İhtiraslı âlimlerden kaçınmalıdır. Çünkü onlar daima onu medh-ü sena ederler, elinde olan haram maldan, murdar sarfiyatından kendilerine de bir şey vermek için, onun rızâsını ararlar. Dinar âlimler, kendisinden bir şey beklemeden onu adalet yoluna sev edenlerdir.
…
Dokuzuncu Kaide:
Yalnız kendisi zulüm yapmamakla kalmamalı, eli altında bulunan hizmetçileri, vekilleri ve valileri de zulüm yapmaktan menetmelidir. Zirâ âhiret günü onların zulmünü kendisinden sual ederler.
…
Velhasıl memur ve hizmetçilerine adaleti tatbik ettirmeyen kimse, halkına tatbik edemez. Kendi çocuklarına ve akrabalarına adaleti tatbik ettirmeden de memur ve hizmetçilerine ettiremez. Kendi beden ülkesinde bunu tatbik etmeden de çocuklarına ve akrabalarına tatbik ettiremez…
Onuncu Kaide:
Kendine kibirlilik sıfatı hakim olmamalıdır. Zira kibirden öfke ve kızgınlık galib olur, onu intikama davet eder. Öfke ve kızgınlık, aklın gulyabanisi yani âfetidir.
… Bu anlatılan hadiseler ve hikayeler, hükümet ehlinin nasihati içindir. Eğer îmanın aslı yerinde duruyor ise, bu nasihatler tesir eder. Eğer tesiri olmazsa, kalbi imandan boşaldığı için sadece dil laklakası ve konuşması olur, başka bir şey olmaz…
İMAM GAZALİ/KİMYÂ-YI SAÂDET/ Onuncu Asıl

