Okuldan kaçan talebeleri bir araya toplayarak onlara okumanın, ilmin iyi olup olmadığını sorsanız, hepsi: “Elbette iyidir” diyeceklerdir. “O halde niçin okuldan kaçtınız?” sualine ise her biri ayrı bir bahane bulacaktır. Şimdi bu talebeler okula dönmedikleri müddetçe, sadece okumanın ve ilmin iyi olduğuna inanmakla okuldan ne fayda elde edebilirler?
Namaz kılmanın iyi olduğunu tasdik edip de kılmayanların hali yukarıdaki misale benzer.
Bir kimse sadece tıp fakültesinin doktor yetiştirdiğini bilmekle veya doktorluğu sevmekle doktor olamaz. Bizzat fakülteye girip okuması lazım gelir. Okumadan doktor olmak isteyen bir lise mezununa: “Niçin böyle yapıyorsun; fakülteye girip doktorluk için icâb den amelleri işlesene” dediğimizde ondan şöyle bir cevap alıyoruz: “Sen benim kalbime bak. Benim tıp fakültesine öyle bir imânım ve doktorluğa karşı öyle bir muhabbetim var ki tarif edemem. Yarın kimin doktor olacağını Allah (C.C.) bilir.”
İslâmın icâplarını yerine getirmedikleri halde, kalplerinin temiz olduğunu zan ve iddia ederek bu mugalata ile cennet bekleyen kimselerin misali yukarıdaki gibidir.

