Gösteriliyor 118

Davetin Edebleri ve İcabetin Sünnet Oluşu

Davet eden kimsenin salih insanları çağırması sünnettir. Zira bir kimseye yemek vermek, ona kuvvet vermek ve yardım etmektir. O halde fâsıka kuvvet vermek fıska (günaha) yardım etmek olur. Yemeğe zenginleri değil, fakirleri çağırmalıdır. Peygamberimiz buyurur ki: “Ziyafetlerin en fenası, zenginlerin çağırıldığı, fakirlerin mahrum bırakıldığı ziyafettir.“ Ziyafette, dost ve akrabalarını unutmamalıdır ki, aralarına soğukluk girmesin. Daveti, …

Dost ve Âhiret Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü

Bil ki, âhiret dostlarına ziyafet çekmek birçok sadakadan daha faziletlidir. Zirâ hadiste: “Kıyâmet günü üç şeyden hesap yoktur: Biri, sahurda yenen yemekten, ikincisi iftarda yenen yemekten, üçüncüsü dostlarla yenen yemekten.” (El-Ezdî, Zuafa’da) buyurulmaktadır. Hasan-ı Basrî der ki: “Kıyâmet günü anaya babaya verilen şeylerin hesabı vardır, ama âhiret dostlarına verilen yemeğin hesabı yoktur.” Hz. Ali (r.a.) …

Yemek Esnasında Olan Edebler

Başta “Bismillah”, sonunda “Elhamdülillah” demelidir. En güzeli birinci lokmada “Bismillah”, ikinci lokmada “Bismillahirrahmanirrahim”. Başkasına hatırlatmak için Besmele’yi yüksek sesle okumalıdır. Yemeğe tuzla başlayıp tuzla son vermelidir. Hadiste gelmiştir. Zirâ böyle yapmakla başlangıçta yemek hırsını defedip, arzusuna aykırı bir lokma almış olur. Yemek yerken lokmayı iyi çiğnemeden yutmamalıdır. Bir lokmayı yutmadan diğerini almamalıdır. Hiçbir yemeğe kusur …

Mâlik-i Hakikîden gaflet

… Arkadaş! Mâlik-i Hakikîden gaflet, nefsin Firavunluğuna sebep olur. Evet, taht-ı tasarrufunda bulunan bütün eşyanın Mâlik-i Hakikîsini unutan, kendisini kendisine mâlik zannederek hâkimiyet tevehhümünde bulunur. Ve başkaları da, bilhassa esbabı, kendisine kıyas ile hâkim ve mâlik defterine kaydeder. Ve bu vesileyle, Allah’ın mülkünü, malını kendilerine taksim ederek ahkâm-ı İlâhiyeye karşı muaraza ve mübarezeye başlar. Halbuki, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara verilen benlik ve hürriyet, ulûhiyet sıfatlarını fehmetmek üzere bir vahid-i kıyasî vazifesini görüyor. Maalesef, sû-i ihtiyar ile hâkimiyet ve istiklâliyete âlet ederek tam bir Firavun olur. Arkadaş! Bu ince hakikat, tam vuzuh ve zuhuruyla şöyle bana göründü ki: Gaflet suyu ile tenebbüt eden benlik, Hâlıkın …

Yemekten Önceki Edebler

Elini ve ağzını yıkamaktır. Zirâ âhiret azığı olan ibâdet için yemek yemekten önce el ve ağzını yıkamak; ibâdetten önce abdest almak gibi olur. Aynı zamanda elin ve ağzın temizliğine sebep olur. Hadiste gelmiştir ki: “Yemekten önce elini ve ağzını yıkayan kimse fakirlikten emin olur.” Yemeği sofra (yemek örtüsü) üzerine koymak, masa ve yemek tahtası üzerine …

Batılı Gözüyle Türkler- 11

1800’lerin ilk çeğreğinde İstanbul’a gelen ve yaklaşık 10 gibi bir süre kalan Fransız yazar ve gezgin Dr. A. Brayer: Müslüman Türkler arasında kibir ve gurur adeta meçhuldür. Kur’ânın en şiddetle men ettiği temâyüllerden biri de budur… İşte bundan dolayı Müslüman Türk’ün yürüyüşünde vakar ve ihtişam olmakla beraber kat’iyen kibir ve azamet yoktur… Yalnız bir şeyle, …

Batılı Gözüyle Türkler-10

Fransa’da doğmuş, İngiltere’de eğitim aldıktan sonra Avrupa ve yakın doğuyu gezmiş, Osmanlı İmparatorluğu’nda da uzun süre bulunmuş olan yazar Aubry de La Motraye(1674-1743), seyahatnamesinden: Osmanlı Türk’leri, diğer faziletleri kadar, namuskârlık, dürüstlük ve doğruluk gibi Kur’ân’ın en kuvvetli ahkâmına dayanan meziyetleri itibariyle şâyân-ı takdirdirler. İçtimâî nizamın Osmanlılar arasında kurmuş olduğu münasebetlerin hepsine temiz yüreklilikle hüsnüniyetin hakim …

Dâr-ül-Hikmet-il-İslâmiye’nin (1918-1922) Hayâ ve Nâmus Hakkında Beyannamesi:

İnsanlığın muhterem tanıdığı fazıl seciyelerden hiçbirini ihmal etmemek, hepsini rasih melekeler haline getirebilmek öyle bir gayedir ki insanlıkta tekamül ancak ona yetişmekle kaimdir. Ahlâkî noksanlıklar saf ve temiz insanlara va’d olunan o gayeden, o nihaî saadetten ebediyyen mahrumiyeti intaç eder. Yalnız ahlak kanununu en ince noktalarına varıncaya kadar mutlak itaat olunanı bilmek insanlar için bir …

Hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye tercih etmeye dair…

Bu acip asrın hayat-ı dünyeviyeyi ağırlaştırması ve yaşamak şeraitini ağırlatması ve çok etmesi ve hâcât-ı gayr-ı zaruriyeyi görenekle, tiryaki ve müptelâ etmekle hâcât-ı zaruriye derecesine getirmesiyle hayatı ve yaşamayı, herkesin her vakitte en büyük maksat ve gayesi yapmıştır. Onunla hayat-ı diniye ve ebediye ve uhreviyeye karşı ya set çeker, veya ikinci, üçüncü derecede bırakır. Bu hatâsının cezası olarak öyle dehşetli bir tokat yedi ki, dünyayı başına cehennem eyledi. İşte …

Hz.Ömer’in Halifeliğinde Maaş…

… Halife seçilinceye kadar ticaretle geçinen Hazret-i Ömer (r.a.) İslâm topluluğunun bütün yükünü omuzlarına alınca, geçim işini bırakmak mecburiyetinde kaldı ve Allah Resûlü’nün kutlu sahabîlerini toplayarak onlara hitap etti: -Şahsî geçim işlerimi bırakmak zorunda kaldığıma göre bana bir maaş bağlayınız! …Halifelik makamının maaşı olarak en yüksek miktarları teklif eden edene… İlim ve hikmet kutbu Hazret-i …

error: Content is protected !!