Gösteriliyor 91

Orucun Sünnetleri

Sahuru geciktirmek, iftarı acele etmek ve su ile yahut hurma ile iftar açmak, öğleden sonra misvak kullanmamak (Hanefî’ye göre öğleden sonra misvak kullanmak mekruh değildir.) Fakirlere sadaka vermek, yemek yedirmek ve Kur’an okumak, bilhassa Kadir Gecesinin bulunduğu son on günde itikâfa girmektir. Peygamber Efendimiz, Ramazanın son on günü gelince, geceleri yatağını dürerdi, bir izâr bağlayıp …

ORUÇ

Bil ki, Oruç İslâm’ın şartlarından biridir. Peygamber Efendimiz buyurmuştur: “Allah buyurur ki, her iyiliğe on mislinden yedi yüz misline kadar mükâfat verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükâfatını ben vereceğim.” Allah buyurur: “Kendi arzularına sabredenlerin mükâfatı hesapsız verilir.” (Zümer/10) Peygamberimiz buyurdu ki: “Sabır îmanın yarısıdır. Oruç da sabrın yarısıdır.” Yine buyurdu ki: “Oruçluların ağızlarının kokusu …

Batılı Gözüyle Türkler- 13

İstanbul Beyoğlu doğumlu ve 1763’te İstanbul’daki İsveç Elçiliği’nde tercümanlık hizmetine girerek 1768’de burada baştercüman olan D’OHSSON, Ignatius Mouradgea (31 Temmuz 1740 – 27 Ağustos 1807): Şimdi Müslüman Türklerin sıhhi tedbirlerinden hâsıl olan huzur ve rahat üstünlüğünü firenklerle mukayese ederek anlamak için her iki tarafın halk kütlelerini gözlerimizin önüne getirelim: Bir tarafta sünnet olmak ve vücuttaki …

Dünyayı Kalben Terketmek

İ’lem eyyühe’l-aziz! Dört şey için dünyayı kesben değil, kalben terketmek lâzımdır: 1. Dünyanın ömrü kısa olup, sür’atle zeval ve guruba gider. Zevalin elemiyle, visalin lezzeti zeval buluyor. 2. Dünyanın lezâizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır. 3. Seni intizar etmekte ve senin de sür’atle ona doğru gitmekte olduğun kabir, dünyanın ziynetli, lezzetli şeylerini hediye olarak kabul etmez. Çünkü dünya ehlince güzel addedilen şey, orada çirkindir. 4. Düşmanlar ve haşerat-ı muzırra arasında bir saat durmakla dost ve büyükler meclisinde …

Dâr-ül-Hikmet-il-İslâmiye’nin (1918-1922) Çocuk Düşürme Hakkında Beyannamesi:

Fuhşun artması, münakehatın(nikahlanma) eksilmesi, sarî hastalıkların müstevli bir seyir alması, muharebelerin birbirini takip etmesi gibi bir çok âmillerin tesiri ile İslâm nüfusu müthiş bir surette azalıyor. Hayat mücadelesine atılan milletler için tabii görülecek bir hal varsa o da, mevcut nüfusların mütemadiyen artmasıdır. Medenî cemiyetlerden hangisinde olursa olsun bu artışın günün birinde durması hadisesi bile içtimaî …

Batılı Gözüyle Türkler- 12

Yazar, bilim adamı, gezgin, haritacı, oryantalist, mucit, diplomat ve su terazisinin mucidi; İngilizce , Yunanca , Latince , İbranice ve Arapça ve Türkçe olmak üzere doğu dillerine hakim olan Fransız Melchisédech Thévenot (1620-1692): Türkler çok yaşarlar ve az hasta olurlar. Bizim memleketlerdeki böbrek hastalıkları ve daha bir sürü tehlikeli hastalıkların hiçbirini bilmezler. Öyle zannediyorum ki, Türklerin bu mükemmel sıhhatlerinin başlıca sebeplerinin biri de sık sık hamama gitmeleri …

Davetin Edebleri ve İcabetin Sünnet Oluşu

Davet eden kimsenin salih insanları çağırması sünnettir. Zira bir kimseye yemek vermek, ona kuvvet vermek ve yardım etmektir. O halde fâsıka kuvvet vermek fıska (günaha) yardım etmek olur. Yemeğe zenginleri değil, fakirleri çağırmalıdır. Peygamberimiz buyurur ki: “Ziyafetlerin en fenası, zenginlerin çağırıldığı, fakirlerin mahrum bırakıldığı ziyafettir.“ Ziyafette, dost ve akrabalarını unutmamalıdır ki, aralarına soğukluk girmesin. Daveti, …

Dost ve Âhiret Kardeşleriyle Yemek Yemenin Üstünlüğü

Bil ki, âhiret dostlarına ziyafet çekmek birçok sadakadan daha faziletlidir. Zirâ hadiste: “Kıyâmet günü üç şeyden hesap yoktur: Biri, sahurda yenen yemekten, ikincisi iftarda yenen yemekten, üçüncüsü dostlarla yenen yemekten.” (El-Ezdî, Zuafa’da) buyurulmaktadır. Hasan-ı Basrî der ki: “Kıyâmet günü anaya babaya verilen şeylerin hesabı vardır, ama âhiret dostlarına verilen yemeğin hesabı yoktur.” Hz. Ali (r.a.) …

Mâlik-i Hakikîden gaflet

… Arkadaş! Mâlik-i Hakikîden gaflet, nefsin Firavunluğuna sebep olur. Evet, taht-ı tasarrufunda bulunan bütün eşyanın Mâlik-i Hakikîsini unutan, kendisini kendisine mâlik zannederek hâkimiyet tevehhümünde bulunur. Ve başkaları da, bilhassa esbabı, kendisine kıyas ile hâkim ve mâlik defterine kaydeder. Ve bu vesileyle, Allah’ın mülkünü, malını kendilerine taksim ederek ahkâm-ı İlâhiyeye karşı muaraza ve mübarezeye başlar. Halbuki, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara verilen benlik ve hürriyet, ulûhiyet sıfatlarını fehmetmek üzere bir vahid-i kıyasî vazifesini görüyor. Maalesef, sû-i ihtiyar ile hâkimiyet ve istiklâliyete âlet ederek tam bir Firavun olur. Arkadaş! Bu ince hakikat, tam vuzuh ve zuhuruyla şöyle bana göründü ki: Gaflet suyu ile tenebbüt eden benlik, Hâlıkın …

Batılı Gözüyle Türkler- 11

1800’lerin ilk çeğreğinde İstanbul’a gelen ve yaklaşık 10 gibi bir süre kalan Fransız yazar ve gezgin Dr. A. Brayer: Müslüman Türkler arasında kibir ve gurur adeta meçhuldür. Kur’ânın en şiddetle men ettiği temâyüllerden biri de budur… İşte bundan dolayı Müslüman Türk’ün yürüyüşünde vakar ve ihtişam olmakla beraber kat’iyen kibir ve azamet yoktur… Yalnız bir şeyle, …

error: Content is protected !!