Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi -5)

ON ALTINCI DEVÂ Ey sıkıntıdan şekvâ eden hasta! Hastalık, hayat-ı içtimaiye-i insaniyede en mühim ve gayet güzel olan hürmet ve merhameti telkin eder. Çünkü insanı vahşete ve merhametsizliğe sevk eden istiğnâdan kurtarıyor. Çünkü, اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَيَطْغٰى     اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰى sırrıyla, sıhhat ve âfiyetten gelen istiğnâda bulunan bir nefs-i emmâre, şâyân-ı hürmet çok uhuvvetlere karşı hürmeti hissetmez. Ve şâyân-ı merhamet ve şefkat olan musibetzedelere ve hastalıklılara merhameti duymaz. Ne vakit hasta olsa, o hastalıkta aczini ve fakrini anlar, lâyık-ı hürmet olan ihvanlarına ihtiram eder. Ziyaretine gelen veya ona yardım eden mü’min kardeşlerine karşı hürmeti hisseder. …

Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi -4)

ONUNCU DEVÂ Ey lüzumsuz merak eden hasta! Sen hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Yani, hastalığın faydalarını, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes. Evet, merak hastalığı ikileştirir. Maddî hastalığın altında, merak ile mânevî bir hastalığı kalbine verir; maddî hastalık ona dayanır, devam eder. Eğer teslimiyetle, rıza ile, hastalığın hikmetini düşünmekle o …

Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi -3)

ALTINCI DEVÂ (HAŞİYE-1) Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ıztırap çeken kardeşim! Bu dünya eğer daimî olsaydı ve yolumuzda ölüm olmasaydı ve firak ve zevâlin rüzgârları esmeseydi ve musibetli, fırtınalı istikbalde mânevî kış mevsimleri olmasaydı, ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Fakat madem dünya birgün bize “Haydi, dışarı” diyecek, feryadımızdan kulağını kapayacak. O bizi dışarı kovmadan, biz bu hastalıklar ikazatıyla şimdiden onun aşkından vazgeçmeliyiz. O bizi …

Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi -2)

DÖRDÜNCÜ DEVÂ Ey şekvâcı hasta! Senin hakkın şekvâ değil, şükürdür, sabırdır. Çünkü senin vücudun ve âzâ ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Yirmi Altıncı Sözde denildiği gibi, meselâ gayet zengin, gayet mâhir bir san’atkâr, güzel san’atını, kıymettar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassâ ve gayet san’atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. …

Yirmi Beşinci Lem’a (Hastalar Risalesi -1)

Yirmi Beş Devâdır Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü’l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır.  İHTAR VE İTİZAR: Bu mânevî reçete, bütün yazdıklarımızın fevkinde bir sür’atle telif edildiği gibi, hem umuma muhalif olarak, tashihata ve dikkate vakit bulmayarak, telifi gibi gayet sür’atle, ancak bir defa nazardan geçirildi. Demek, müsvedde-i evvel hükmünde müşevveş kalmıştır. Kalbe fıtrî bir surette gelen hâtırâtı san’atla ve dikkatle bozmamak için, yeniden tetkikata lüzum görmedik. Okuyan zatlar, hususan hastalar, bazı nâhoş ibarelerden veyahut ağır kelimelerden ve ifadelerden sıkılıp gücenmesinler, …

Kazanç ve Ticaretin Edebleri – 5

5-Dünya Muamelelerinde Dini Korumak Bil ki, dünya ticaretinin âhiret ticaretinden alıkoyduğu kimse bedbahttır… İnsanlara gerekli olan sermaye din ve âhirettir. Öyle ise kendine acımayıp ondan gafil kalmak ve kendini tamamıyla ticaret ve ziraat işlerine vermek doğru değildir. Din hususunda kendine acımak şu yedi ihtiyatı gözetmekle olur. Birinci ihtiyat Her gün kalbinde iyi niyetleri ve hayırlı …

Kazanç ve Ticaretin Edebleri – 4

4-İnsaf Ötesindeki İhsan ve İyilik Bil ki, Allah ihsan emredip buyurur ki: “Şüphesiz Allah adalet ve ihsanı emrediyor.” (Nahl/90) Bundan önceki kısım, adalet bahsi idi. Zulümden kaçınmak için adalet anlatıldı. Bu kısım ihsanı bahsindedir. Allah buyurur: “Şüphesiz ihsan edenlere Allah’ın rahmeti yakındır.” (A’râf/56) Yalnız adaletle yetinenler, din yolunda ancak sermayelerini korumuş olurlar Kâr ise ihsandadır. …

Ölümden Sonrasına Hazırlık

Abdullah İbni Ömer radıyallahu abhüma diyor ki: Birgün ensardan biri Peygamberimiz (s.a.v.) in yanına gelip selâm verdi ve sonra, “Ya Resûlallah! Hangi Mü’min daha zeki (akıllı) dır?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için en iyi hazırlık yapandır. (İbni Mâce) Atalarımız, “Ölümden korkmanın ecele faydası yok.” demişler ve gerçekten …

Kazanç ve Ticaretin Edebleri – 3

3-Muamelede Adaletli ve İnsaflı Olmak Bil ki, bu anlatılanlar, yapılan muamelelerin şeriatın zahirine göre sıhhatli olmasının şartlarıdır. Fakat çok muameleler var ki, zahirine göre onun sıhhatine fetvâ verilir. Fakat onu yapan Allah’ın lanetinde olur. Onlar, Müslümanlara zarar ve zahmet veren muamelelerdir. Bu da iki kısımdır: Biri umumî diğeri de hususîdir. Müslümanlara zahmeti umumî olan şey …

Kazanç ve Ticaretin Edebleri – 2

2-Kesbin(kazancın) Şer’i Yolları Bil ki, bu bahsin tafsilatı uzundur. Bununla ilgili meseleler fıkıh kitaplarında belirtilmiştir. Biz bu kitapta çok ihtiyaç duyulan hususları anlatacağız. Bunları bilen bir kimse, bir müşkülü olunca ehlinden sorabilir. Ama bunları bilmeyen kimse vâki olan meseleyi sormasının vâcib olduğunu bilmediği için haram ve ribaya düşer. Birinci Akid – Bey’ (Alış-veriş) Alış-veriş bilgilerini …

error: Content is protected !!