Gösteriliyor 3

EMR-İ Bİ’L-MARUF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKERİN FARZ OLMASI

Bil ki bunlar farzdır. Özürsüz onu bırakan âsi olur. Allah Teâlâ buyurur: “Sizden, insanları iyiliğe davet eden, kötülüklerden nehyeden bir topluluk bulunsun.” Bu âyet-i kerime, marufu emrin ve münkeri nehyin farz olduğuna delildir. Fakat farz-ı kifâyedir. Bazı kimselerin yapması, kifâyet eder… Allah Teâlâ marufu emretmeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi bir araya getirip din ehlini …

Ramazan-ı Şerife dairdir / Dokuzuncu Nükte

DOKUZUNCU NÜKTE Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubûdiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis Rabbisini tanımak istemiyor; Firavunâne kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin Firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir. Hadisin rivayetlerinde vardır ki: Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis demiş: “Ben benim, …

Azınlıktaki sapkınlar, nasıl çoğunluk oluyor?

Bizim “sapkınlar” olarak karşılığını ifade ettiğimiz bu güruhun asıl ifadeleri “ehl-i dalâlet, ehl-i tuğyan”. Yani; yoldan çıkanlar, azgın ve sapkın kimseler, Allah’ın emirlerine aykırı harekette bulunan günahkarlar, azınlıkta bilse olsalar, ehl-i İslâmın bazı tavırları ile çoğunluk hükmüne geçerler. Son günlerdeki yazılarımda, bu güruhtan gündeme taşınan bazı fertlere özellikle temas ediyorum. Çünkü bu tip sapkınlar, AKlanmak …

error: Content is protected !!