SABIR VE ŞÜKÜR

Bil ki, tevbe sabırsız mümkün olmaz. Hatta hiçbir farzı edâ etmek ve hiçbir günahtan el çekmek sabırsız mümkün olmaz. Bunun için Resûlüllah’a (a.s.m): “îman nedir?” diye sorduklarında: “îman sabırdır” diye cevap verdi. Diğer bir hadiste: “Sabır, îmanın yarısıdır” buyurur. Sabrın fazilet ve üstünlüğü içindir ki, Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ yetmiş yerden fazla onu zikretmektedir ve …

Dîn’in Âfeti…

“Dîn’in âfeti şu üç şeyden dolayıdır: Fisk u fücûr sahibi din ulemâsı, zulümkâr idareci ve devlet adamı, ilmi kifâyetsiz olan câhil müctehid.” (Hz.Muhammed – a.s.m) İbn-i Abbas’dan (r.a.) rivayet edilen bu hadis-i şerif dînin bir beldede zayıflamasının, insanların dîne bağlılıklarının gevşemesinin, Allah rızasından uzaklaşmalarının sebeplerini çok güzel izah ediyor. Bozulmanın başı, takvâdan âri, fâcir, günahlara …

İlmiyle Amil Olmak

Okuldan kaçan talebeleri bir araya toplayarak onlara okumanın, ilmin iyi olup olmadığını sorsanız, hepsi: “Elbette iyidir” diyeceklerdir. “O halde niçin okuldan kaçtınız?” sualine ise her biri ayrı bir bahane bulacaktır. Şimdi bu talebeler okula dönmedikleri müddetçe, sadece okumanın ve ilmin iyi olduğuna inanmakla okuldan ne fayda elde edebilirler? Namaz kılmanın iyi olduğunu tasdik edip de …

İSTESEK DE İSTEMESEK DE…

Ana rahminde iken bu dünyada lazım bütün cihâzatla teçhiz edildiğimiz gibi dünyaya geldiğimizde annemizin memelerinde sütümüzü hazır bulduk. Bu işler bizim ihtiyarımızla olmadı. Çocuk olduk, ihtiyarımızla değil; genç olduk, ihtiyarımızla değil; yaşlandık, yine ihtiyarımızla değil… Aynı şekilde, ihtiyarımız olmadan ölecek ve tekrar dirileceğiz. Bahsettiğimiz hallerin hiçbirinde hiçbir tasarrufa sahip olamayan insan, (hâşâ) ahireti inkâr etmekle …

Büyük Millet Meclisinin Memlekete Beyannamesi

Şimdiden okullarda anma hazırlıkları yapılan 23 Nisan’a bir aydan az bir süre kaldı. Bu tarih malum 1920 yılında meclisin dualarla açıldığı, makale görselinde de görülen Sancak-ı Şerif’in meclisin duvarında dalgalandığı açılış gününün yıl dönümü. Yıllar sonra ismi de değişe değişe, bugünkü “bayram” şeklini alan bu tarihe ilişkin, kamalist kaynaklar gerçeklikten çok uzak, saçma sapan ve …

Şeair-i İslâmiye

Sekizinci Nükte: Buna dair bir düstur-u hakikatı beyan etmek lâzım. Şöyle ki: Nasıl “hukuk-u şahsiye” ve bir nevi hukukullah sayılan “hukuk-u umumiye” namıyla iki nevi hukuk var; öyle de: Mesail-i şer’iyede bir kısım mesail, eşhasa taalluk eder; bir kısım, umuma, umumiyet itibariyle taalluk eder ki; onlara “Şeair-i İslâmiye” tabir edilir. Bu şeairin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır. Umumun rızası olmazsa onlara ilişmek, …

HÜKÜM VE İDARE

Bil ki, idareye hâkim olmak büyük bir iştir; adalet ve insafla yapılırsa, Allah’ın yeryüzünde halifeliğidir. Adalet ve insaftan uzak olursa lânetli şeytanın halifeliği olur. Zirâ fesada vesile olan idarecinin zulmünden büyük bir şey yoktur… … …Anlatılan adalet de, on kaide ile mümkün olur. Birinci Kaide: Her işte kendini memur, başkasını âmir farz etmelidir. Kendi nefsine …

KIYAFETLERE MÜDÂHALE

İslâm devletleri tarihinde, insanların kılık kıyafetlerine ilk defa müdâhale eden, muhtemelen Abbasi Sultan-Halifesi Mansur’dur. Nitekim o, hicri 153. senede, yâni Ebu Hanife’nin ölümünden üç sene sonra, Müslümanları kalansuva denen şapkaları giymeye zorladı: Müslümanların o zamana kadar taktıkları sarıklar kaldırılacak, yerine, daha ziyade Bizanslıların kullandıkları kalansuva giyilecektir. (1) Tabii ki, itiraz yetenekleri ellerinden alınmış Müslümanlar, kelleleri …

EMR-İ Bİ’L-MARUF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKERİN FARZ OLMASI

Bil ki bunlar farzdır. Özürsüz onu bırakan âsi olur. Allah Teâlâ buyurur: “Sizden, insanları iyiliğe davet eden, kötülüklerden nehyeden bir topluluk bulunsun.” Bu âyet-i kerime, marufu emrin ve münkeri nehyin farz olduğuna delildir. Fakat farz-ı kifâyedir. Bazı kimselerin yapması, kifâyet eder… Allah Teâlâ marufu emretmeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi bir araya getirip din ehlini …

“TAŞLARI YEMEK YASAK” Kitabından…

… İslâm’ı modern dünyanın şartlarına adaptasyon sağlama için elverişli bir ideoloji olarak kullanabilirsiniz. Faizsiz bankalar, cinsiyete göre ayrılmış plajlar, namaz vakitlerini hatırlatan aygıtlar, abdest almayı kolaylaştıran buluşlar ve nihayet her hal ve şartta Müslüman kalmayı mümkün kılan bir içtihatlar ve fetvalar silsilesiyle gönül rahatlığı içinde değişen şartlara uyabilirsiniz. Kısacası, eğer İslâm’ı olduğundan farklı bir tarzda …

error: Content is protected !!